Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nihat Gürbüz, TBMM’de kurulan süreç komisyonunun aldığı karar kapsamında bir grup milletvekilinin İmralı’ya giderek sürecin yol haritasını şekillendirme girişimine sert tepki gösterdi. Gürbüz, bu adımın “50 bin kişinin katili olan terör örgütü elebaşını meşrulaştırma, terörist kimliğinden sıyırarak Kürt halkının tek temsilcisi konumuna taşıma girişimi” olduğunu belirtti.
“Komisyon, Terör Elebaşının Sekretaryasına Dönüştürüldü”
Gürbüz, süreç komisyonunda yer alan ve İmralı’ya gitmeye destek veren partilerden birer milletvekilinin terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın ayağına kadar gitmesini, komisyonun terör örgütü liderine hizmet eder bir sekretarya konumuna sokulduğu şeklinde değerlendirdi.

“Sorun Meclisin Teröristbaşına Meşruiyet Üretmesidir”
Gürbüz açıklamasında,asıl sorunun Gazi Meclis’in eliyle terör örgütü liderine siyasal meşruiyet kazandırılması olduğunu vurguladı. Gürbüz’e göre bu durum, aynı zamanda Meclis’in etkisiz ve yetkisiz ilan edilmesi anlamına geldiğini vurguladı.
“Öcalan Zaten Defalarca Görüştü, Yeni Ne Söyleyecek?”
Gürbüz, Öcalan’ın geçmişte DEM Partili milletvekilleri, avukatlar, ailesi ve devlet yetkilileriyle defalarca görüştüğünü hatırlatarak, “Bugün Meclis’ten gidecek heyete şimdiye kadar saklı tuttuğu hangi sırrı ifşa edebilir?” diye sordu ve yaşananları “ipleri kimin tuttuğu belli olmayan bir kukla oyunu” olarak nitelendirdi.

Uluslararası Örnekler: “IRA da ETA da Devlet Yetkilisiyle Masa Kurmadı”
Gürbüz, süreç savunucularının sıklıkla atıfta bulunduğu IRA ve ETA örneklerinin yanlış yorumlandığını söyledi. Bu süreçlerde masada devlet temsilcilerinin değil, terörle bağını koparmış legal siyasi aktörlerin yer aldığını belirtti.
İngiltere’nin Sinn Fein lideri Gerry Adams’ı zaman içinde güçlendirip meşru bir muhatap oluşturduğunu hatırlatan Gürbüz, Türkiye’ye ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Demek ki bizde Kürtleri temsil eden meşru bir siyasi parti bulunamamış olacak ki, doğrudan terör örgütü elebaşının çizdiği yol haritası izleniyor.”
“Demek ki ülkemizde Kürt seçmeni temsilen meşru bir siyasi parti olmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda DEM Partisi de kendisini meşru bir siyasi aktör değil terör örgütünün sekreteryası olarak konumlandırdığını itiraf etmiş oluyor.”
Gürbüz, her çözüm girişiminin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yapısında gedik açtığını savunarak, verilen her tavizin örgüt için yalnızca bir eşik anlamına geldiğini ve orta vadede daha ileri bölücü taleplerin gündeme geleceğini ifade etti.
Sürecin siyasi hesaplara kurban edilmesine karşı çıkan Gürbüz, “Siyasetçiler bugün vardır, yarın yoktur; fakat devlet ebediyen var olacaktır. Bugün devletin temellerine mayın döşenmesine sessiz kalanlar, yarın çöken binanın altında kalmaktan kurtulamayacaktır.” dedi.
“Türkiye Hibrit Devlete Sürükleniyor”
Gürbüz, ikinci sürecin Türkiye Cumhuriyeti’ni “hibrit devlet” yapısına sürükleyebileceği uyarısında bulunarak sözlerini tamamladı:
“Bugün hibrit devlete kapı aralayanlar, kısa vadeli çıkarlarına hizmet etse de milletin ve devletin bölünmesine onay vermiş olacaktır.”