Türk siyasetinde bazı anlar vardır ki, tek bir bakış, bir duruş, hatta bir temas eksikliği dahi kelimelerden daha çok şey anlatır. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici’nin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile tokalaşmaması tam da böyle bir andı. Bu görüntü sadece bir protokol detayı olarak geçiştirilemez; zira bu davranış, derin bir siyasal tavır, bir duruş ve bir mesaj içerir.
Siyaset sahnesi çoğu zaman gösteri alanına dönüşebilir. Tokalaşmalar, gülümsemeler, ortak pozlar halk nezdinde bir birlik görüntüsü verse de perde arkasında neler yaşandığını, hangi ilkesizliklerin görmezden gelindiğini bilen siyasetçilerin bu oyuna katılmaması erdemdir. Mustafa Destici, işte tam da bu erdemli duruşu sergilemiştir.
Duruş; susarak konuşmaktır.
Son dönemde Türkiye’de “milli duruş” adı altında bazı çevrelerce meşrulaştırılan ittifak politikaları, kamuoyunda ciddi soru işaretleri yaratmaktadır. Bölücü örgütlerle geçmişte müzakere masasına oturmuş kişi ve çevrelerin siyasette yeniden meşrulaştırılması, yerel seçimlerde iş birliği arayışları ve verilen tavizler; milliyetçi, vatansever kitlelerde ciddi rahatsızlık yaratmıştır.
Mustafa Destici’nin tavrı, bu rahatsızlığın ve ilkesizliklere karşı duyulan sessiz öfkenin simgesidir. Bu bir el sıkmamak değil; vicdana, tarihe ve millete karşı sorumluluk duygusunun tezahürüdür. Büyük Birlik Partisi’nin bugüne kadar teröre, bölücülüğe, yozlaşmaya ve teslimiyetçi politikalara karşı nasıl dimdik durduğunu bilen herkes, bu davranışın rastgele değil; bilinçli ve kararlı bir mesaj olduğunu anlayacaktır.
Tokalaşmamak bir reddiyedir.
Reddedişin öznesi şahıslar değil, temsil edilen politikalardır. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren meselelerde suskun kalan, ilkeleri konjonktüre kurban eden, “beka” söylemini iktidar ortaklığına indirgemiş bir siyasete karşı, Destici’nin suskunluğu aslında çok şey söylemiştir. Onurlu yalnızlık, omurgasız kalabalıklardan evladır.
Toplum artık günü kurtaran değil, milleti yarına taşıyacak siyaset istiyor. Destici’nin el uzatmaması, milletin vicdanına uzattığı bir çağrıdır: “Gelin, sözde değil özde milli duruşta buluşalım.”
Bu ülke; ilkelerini savunduğu için susturulanları, yalnız bırakılanları, hedef gösterilenleri çok gördü. Ama tarih, her zaman dimdik duranları yazdı.
Ve bugün, Mustafa Destici bu tarihî çizginin bir parçası olmayı seçmiştir.