Mecburiyet Caddesi’nden geçiyorum.
Bir çocuk gülüyor, gülüşü incecik bir ip gibi takılıyor içime.
Bir kadın geçiyor ardından, elleri torbalarla dolu,
Asıl yüküyse gözlerinin altında…
Biliyorum, bu şehirde herkes kendi gündönümünü yaşıyor.
Bir yanımız ışığa döner, öteki yanımız karanlığa.
Yapraklar kaldırıma düşüyor,
Yıllar önce sevgiliye yazılmış mektup oluyor her biri.
Üzerlerine basıp basıp geçiyorum,
Her adımda bir hışırtı, bir hatıra kalbime dokunuyor.
Gençlik…
O, hep en hızlı kaçan oluyor.
Ben seslensem de dönüp bakmıyor artık.
Sokak lambasının dibinde bir gölge kalmış, el sallamadan uzaklaşıyor.
Akşam oluyor.
Gökyüzü kızıllığa bürünüyor,
İçimdeki renklerde soluyor bir bir.
Şehir susmaya hazırlanıyor.
Ben ise hâlâ yürüyorum, adımlarım ileri gidiyor,
Yüreğimse geride kalıyor.
Ve anlıyorum.
Gündönümü sadece gökyüzünde olmazmış.
İnsan da kendi içinde, ışıkla karanlığın tam ortasında dururmuş bazen.
Bir tarafı beklerken öteki tarafı gidermiş çoktan.
Güzel bir şiir. İnsanın kendi içindeki gündönümü bambaşka oluyor.
“Saygıdeğer üstadım,
Kaleminize, yüreğinize sağlık…”
Tebrikler güzel ve anlamlı..Devamını diliyorum
Tebrik ederim çok anlamlı ve nitelikli
Çok güzel olmuş Musa hocam ellerinize sağlık
Bu yalan Dünya’da garip bir yolcuyuz, gurbette olmanın zavallılğı ve bu zavalılık içinde erdemi ve hakikati arıyan ruhlarımız ölümle kavuşacak gerçek huzura.
Üstadın dediği gibi
“Uzatma dünya sürgünümü benim”
Kıymetli hocam ,kaleminize sağlık selam ve dua ile.
Bu güzel yorum için teşekkürler Musa hocam
Deneme kitabı bekliyoruz Musa Hoca’m
Deneme kitabı bekliyoruz Musa Hoca’m