Merhaba kıymetli dostlarım; size bugün Giorgio Armani’ ye ait o güzel sözle başlamak istiyorum.
“Zarafet göze batmak değil, akılda kalmaktır”.
Evet tam da böyle lakin bırakın göze batmayı artık gözümüz kanıyor.
İnsanlar toplumda, elbiseleriyle karşılanır ama kişiliğiyle de uğurlanır. Edep hayadan, haya asaletten, asalet soydan gelir!
Edepsiz miyiz?,
Asil mi değiliz?
Yoksa soysuz muyuz?
Ülkemiz, kadim medeniyetimiz, geleceğimizin teminatı çocuklarımız için bir şeyler yapmamız lazım.
Dün peygamber efendimizin mirasını kaybettik, şimdi edebimizi kaybediyoruz.
Yarın aile kavramını da tamamen yitirdiğimiz de bilek gücüyle on iki bin yıldır diz çökmeyen bu necip milleti bölecek, parçalayacaklar.
Kim bu planı yapan, yöneten ve uygulayan?
İyi öğrenmemiz lazım.
Gerçek tarihimizi bilmemiz lazım.
Biz on iki bin yıllık bir medeniyetin evlatlarıyız ama üç yıl geriye gidip oradan bir bilgi edinemiyoruz.
Varsa yoksa Osmanlı, varsa yoksa saraylar, vay efendim saraylarda cariyeler, vay efendim kol kesti, bacak kesti başka bir şey yokmuş gibi konuşulacak.
Ya bilim, ilim, fen, edebiyat konularında tıp alanında hiç mi istifade edeceğimiz bilgimiz yok…
Tabiki vardır ama biz ne yazık ki bu bilgilere ulaşamıyoruz.
Diyeceksiniz ki tarihçiler araştırıyor falan filan. Beyler ben televizyonda tarihçi dinlemeye otuz beşimden sonra başladım.
Bu gerçek bilgi, belge ve tarihimizi kırk yaşından sonra değil, ilkokuldan itibaren öğretilmeli.
Örümcek adamı, süpermanı bu ülkede çocuklar kahraman, özel güçleri olan bir şeyler sanarak büyüyor.
Asıl kahramanlarımız, Osmanlıdan, Selçukludan nice kahramanlarımızı, Alparslan’ımız, Yavuz’umuz, Akşemseddin’imiz, Ali Kuşçu’muz, kahramanlar kahramanı Peygamber Efendimizi tanıtmazsak, çocuklarımız şuursuz olur, bilgisiz olur, batıyı medeniyet, batıya hizmeti entelektüellik ve sanat sanarsa sonunda fa..şe olur.
Öyle bir yaz dönemi geçiriyoruz ki insanların tüm kusurları meydanda. Edepten ve utanma duygusundan sıyrılmış, bedenini teşhir etmiş insanlarla dolup taşıyor her yer.
Son günlerde ülkemizde dillendirilen “teşhir” kelimesi göstermek ve sergilemek anlamı taşıyor.
Bedenini sergileyen, kıyafetten yoksun bırakan insanlar neden teşhirci denilmesinden rahatsız oluyorlar.
Sergilerken rahatsız olmuyor da, sergilediği söylenince mi rahatsız oluyor.
Oysa sokakta bir cubbeli yahut sarıkla gezen bir beyefendiye hocam derseniz, hacım derseniz rahatsız olmaz.
Çünkü inancına uygun yaşam sürdüğü için dışarıdan gelen sözler onun üzerinde bir etki, bir tepki olmaz.
Ama bedenini sergileyen birine teşhirci denilince rahatsız oluyor.
Çok garip.
Asil güzellik ve nezaket uygun kıyafetle olur.
Edepli ve asil kadın her erkeğin, her babanın, her annenin, her ailenin, her toplumun ve her devletin mecburiyetidir, isteğidir olması gerekendir.
Kadın asil, bilgili, iyi eğitimli, kültürlü ve edepli olursa eşi de asil olur, yetiştirdiği çocukda öyle olur ve zamanla toplumda öyle olur.
Toplumu düzeltmek için teşhirin ne kadar çirkin olduğunu anlatmalıyız.
Konya’da gerçekleşen olayda; Doktorumuz, evet bence de yanlış bir davranışta bulunmuş, ama aynı zamanda benim yaşadığım kaygıları yaşadığı için toplum ve millet adına duyarlı davranış göstermiştir. Âdap-ı Muaşeret diye bir şey var. Toplum içinde kabul görmüş genel ahlak ve görgü kurallarına uymak zorundasınız. Özgürlüğün de bir sınırı var!.. Uyandırmak adına fark etmeleri için çirkin olduklarını söylemek lazım.
Hayranlıkla yaptıkları iyi diye pompalanan batıda bile yıllarca plajlarda etek boyu cm cm ölçüldü ve onlarca kadına toplumu bozmaktan ceza kesildi.
Şimdi sokakta bedenini sergileyen, parkta öpüşen, sevişen, örf adet ve ahlak dediğimiz temelleri yıkan toplumumuzun zararlı bakterilerine karşı tırmanan milli tansiyona milleti bir birine düşürmeden oy kaygısı yaşamadan gelecek nesiller için hükümetin kılık kıyafet kanunu ile ilgili bir düzenleme yapması gerekmektedir.
Bu geleceğimiz ve aile kurumumuz için önemlidir.
Kanunlar namuslu insanları korumak içindir.
Ben “çiğ et görmek istemiyorum” benim özgürlüğüm için devletin bir karar uygulamasını bekliyorum.
Demiştim ya yazımın başında kim bu planı yapan diye asıl muamma bu.
Planı o kadar güzel işliyor ki gelişmekte ve yücelmekte olan Türkiye’ye içten yıkım yapılıyor.
İnsan, dün Anadolu’da tertemiz yaşayan devlet ve millet sevdalısı bu toplumun çocuklarının, bugün yaptıklarını görünce üzülüyor.
Allah sonumuzu hayretsin .
Kalın sağlıcakla…