Alparslan Güngör Üsküp
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Unutmadık, Unutmayacağız: İhanetin Asıl Hedefi Ülkücülerdi, Kara Leke Türk Milleti’nin Alnına Çalındı

Unutmadık, Unutmayacağız: İhanetin Asıl Hedefi Ülkücülerdi, Kara Leke Türk Milleti’nin Alnına Çalındı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

12 Eylül 1980… Türk milletinin hafızasına kara bir leke olarak kazınan bu tarih, sadece bir darbenin değil, bir ideolojinin, bir neslin, bir iman ve dava mücadelesinin boğulma teşebbüsüdür.

Bu darbenin faturası çok ağır oldu. Lakin en ağır bedeli hiç kuşkusuz ülkücü gençlik ödedi. Vatan için, bayrak için, ezan susmasın, devlet yıkılmasın, komünizm bu topraklara sirayet etmesin diye sokaklarda mücadele eden yiğitler, önce “anarşist” ilan edildi, ardından zindanlara atıldı. Ve daha sonra darağaçlarına gönderildi…

Mustafa Pehlivanoğlu, Ali Bülent Orkan, Cengiz Baktemur, Halil Esendağ, Fikri Arıkan… ve niceleri, o dönemin “adalet” anlayışıyla idam sehpasına çıkarıldı. Hakkında hiçbir somut delil olmadan, sırf ülkücü olduğu için “cezaevinden infaz edilenler” listesine yazıldı.

Mamak ve Diğer Zindanlar: İşkencenin Sessiz Tanıkları

Mamak Cezaevi, ülkücü gençliğin “Türk milliyetçiliği” şuuruyla yaşadığı için dövüldüğü, aşağılandığı, sayfalar dolusu mektupların kanla yazıldığı bir işkencehaneye dönüştü. Elektrik verildi, falakalar atıldı, aç bırakıldı, üst üste dizilip “köpek muamelesi” yapıldı. Tüm bu işkencelere rağmen “Vatan sağ olsun” demekten bir an bile vazgeçmediler.

Darbenin Maskesi: Sözde Tarafsızlık

12 Eylül generalleri halka şöyle seslendi: “Biz ne sağcıyız, ne solcu. Biz sadece vatanseveriz.” Fakat darağaçlarında asılan isimlere bakıldığında tablo açıktı. İdam edilen 50 kişiden 27’si ülkücüydü. Binlerce ülkücü öğrenci okullarından atıldı, öğretmenler görevden alındı, işçiler fişlendi. Oysa aynı dönemde sol terör örgütlerinin ve milli görüşün mensuplarıyla pazarlıklar yürütüldü, bir kısmı yurt dışına kaçarken birçoğu kısa sürede serbest bırakılırdı. Ülkücü gençliğin inancı kırılır diye yurt dışına çıkmayı reddeden Başbuğ Alparslan Türkeş 4 buçuk yıl, Muhsin Yazıcıoğlu 7 buçuk yıl ceza evinde kaldı.

Davanın Taşını Omuzlayanlar

O gün darağaçlarına gönderilen, işkenceden geçen, yıllarca cezaevlerinde süründürülen ülkücüler, bugün hâlâ unutulmuş durumda. Ne devlet bir özür diledi, ne de toplumun hafızasında hak ettikleri yeri bulabildiler.

Bu satırlar, bir isyan değil; bir vefa yazısıdır.

Unutmadık!

O gün darağaçlarında, “Vatan sağ olsun” diyerek son nefesini veren gençleri…

Mamak duvarlarına parmaklarıyla Türk bayrağı çizenleri…

Sorgu odalarında “İnandığınız ülkü için bu kadar eziyete değer mi?” sorusuna, “Değmese burada ne işimiz var?” diyen yiğitleri…

Unutmadık…
Unutturmayacağız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çerezler

Warning: Undefined variable $nonce in /home/res85730442/public_html/turkdigitals.net/home/dir/wp-content/themes/kanews/class/Util/Kai.php on line 223
KAI ile Haber Hakkında Sohbet