Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nde son galibiyetini 2008 yılında Chelsea karşısında aldı. O gün Kadıköy’de tribünde olup o tarihi anı yaşayan biri olarak, bu heyecanı en iyi bilenlerdenim. Aradan geçen 17 yıl boyunca Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne katılamadı. 3 Temmuz sürecinde yaşanan büyük bir saldırıya, adeta bir terör operasyonuna maruz kalmış bir camia olarak Fenerbahçe, bu sahnede yeniden yer almayı herkesten çok hak ediyor.
Bugün baktığımızda sezon başından itibaren oynanan futbol kimi zaman Şampiyonlar Ligi için yetersiz görünebilir. Ancak bu durum kimseyi aldatmasın. Çünkü artık takımın başında Jose Mourinho var. Mourinho’nun takımları her zaman Şampiyonlar Ligi takımıdır. Üstelik Türkiye’de bu turnuvayı en iyi bilen, bu seviyeyi en doğru şekilde tecrübe etmiş teknik adam yine Mourinho’dur. Bu yüzden Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi arenasına geri dönüşünde en büyük güvencesi bu tecrübedir.
Bu sezon Benfica ile oynayacağımız üçüncü maçımıza çıkıyoruz. Üstelik bu maçın ayrı bir önemi var. İki takım da birbirini artık çok iyi tanıyor. Güçlü yönlerini de, zaaflarını da ezbere biliyorlar. İşte tam bu noktada Mourinho faktörü devreye giriyor. İlk maçta onun taktiksel tecrübesini açıkça gördük. Benfica’nın oyununu bozmayı, sabırlı ve dengeli bir futbolu sahaya koymayı başardık. Bu bana geçtiğimiz sezon Glasgow Rangers maçını hatırlatıyor. İlk maçta istediğimiz sonucu alamamıştık ama ikinci maçta sahaya koyduğumuz sabırlı ve akıllı futbol belki turu getirmedi ama sezonun en iyi performanslarından biri olmuştu.
Şimdi aynı disipline, aynı akla ihtiyacımız var. Bu tip maçlar, “bulduğun fırsatı affetmeyeceksin” maçlarıdır. Çünkü Benfica savunmada hata yapabilen bir takım. Bu hatalardan yararlanmak, yakaladığımız pozisyonları gole çevirmek çok kritik olacak. Fenerbahçe’nin skora etki edebilecek oyuncu sayısı Benfica’dan daha fazla. Bu avantajı kullanabilirsek, sahada daha üretken ve daha dikkatli olabilirsek, Şampiyonlar Ligi bileti bizim olacaktır.
Bu maç, sadece bir eleme turu değil; 17 yıllık bir hasretin, milyonlarca Fenerbahçelinin hayalinin, 3 Temmuz’dan bu yana haksızlıklarla mücadele eden bir camianın yeniden Avrupa’nın en büyük sahnesine dönme mücadelesidir. Biz tribünde, sahadaki futbolcular ise çimlerin üzerinde bu inancı ve coşkuyu yansıtmak zorundayız.
Umarım bu kez yakaladığımız fırsatları en iyi şekilde değerlendiririz ve Fenerbahçe, hak ettiği gibi Şampiyonlar Ligi gruplarına adını yazdırır. Çünkü bu arenada en çok Fenerbahçe taraftarları olmayı hak ediyor.