Bahadır Gönül
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dürzi Ayaklanması

Dürzi Ayaklanması

featured

Suriye İç Savaşı, 2011 yılında başlayan protestoların silahlı çatışmalara evrilmesiyle, bölgesel ve uluslararası aktörlerin müdahaleleriyle şekillenmiş bir jeopolitik mücadele alanına dönüşmüştür. 2024 yılında Beşar Esad rejiminin Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) öncülüğündeki muhalif gruplar tarafından devrilmesi ve Ahmet eş Şara yönetiminde Suriye’de yeni bir yönetimin kurulmasıyla Suriye’de yeni bir politik süreç başlamıştır. Bu süreçte, İsrail’in Suriye’nin güneyinde, özellikle Süveyda bölgesinde yaşayan Dürzi toplumuyla ilişkileri ve bu toplumu desteklediği ayaklanmalar, bölgesel dinamikler açısından önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir.

Yaklaşık 700 bin Dürzinin yaşadığı Suriye’de, bu topluluk tarih boyunca özerk bir yapı sürdürmeye çalışmış, Suriye’deki savaş süresince genellikle tarafsızlık politikası izlemiştir. Ancak, rejimin çöküşüyle birlikte, Dürziler bölgesel aktörlerin stratejik manipülasyonlarına açık hale gelmiştir. Bu yazımızda, İsrail’in Dürzi toplumu üzerinden Suriye’nin iç işlerini istikrarsızlaştırma çabalarını, bu politikaların jeopolitik motivasyonlarını ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne etkilerini ele alacağız.

İsrail’in Suriye’deki Dürzi politikası, 1981 yılında Golan Tepeleri’nin ilhakından bu yana stratejik bir araç olarak gelişmiştir. Golan Tepeleri’nde yaşayan Dürziler, İsrail tarafından toplumsal güvenlik ve siyasi durumun iyileştirilmesi vaatleriyle desteklenmeye çalışılmış, ancak bu çabalar yerel dirençle karşılaşmıştır. 2024’te Esad rejiminin devrilmesiyle, 1974 tarihli Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması’nın geçersiz hale geldiğini savunan İsrail, Kuneytra kırsalını işgal ederek bölgedeki nüfuzunu genişletme yoluna gitmiştir. Süveyda’da Dürzi milisler ile Bedevi aşiretler arasında yaşanan çatışmalarda, İsrail’in hava saldırılarıyla Dürzi toplumunu desteklediği açıkça görülmüştür. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre, bu çatışmalarda 69 Dürzi milis ve 40 sivil hayatını kaybetmiştir. İsrail, bu müdahalelerini “Dürzilere karşı kullanılacak silahlı güçleri engelleme” gerekçesiyle meşrulaştırmaya çalışsa da, bu eylemler Suriye’nin iç işlerine doğrudan müdahale olarak değerlendirilmektedir. Suriye Cumhurbaşkanlığı, İsrail’in bu hamlelerini “korkunç şiddet” ve “iç işlere açık müdahale” olarak nitelendirerek, bölgesel istikrarsızlığın artacağı uyarısında bulunmuştur.

İsrail’in Dürzi toplumuyla ilişkileri, yalnızca Suriye ile sınırlı kalmamakta, Lübnan ve Ürdün’deki Dürzi topluluklarını da kapsamaktadır. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın “Dürzilerle ittifak kurmanın doğal olduğu” yönündeki açıklamaları, bu toplumu bölgesel bir denge unsuru olarak kullanma niyetini ortaya koymaktadır. Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat’ın, İsrail’in Dürzileri kullanarak Suriye’yi zayıflatma ve parçalama hedefi güttüğü yönündeki beyanları, bu stratejinin bölgesel boyutunu göstermektedir. Bazı Dürzi köylerinin İsrail’e bağlanma talebinde bulunduğu iddiaları, bu toplumu Suriye’ye karşı bir koz olarak kullanma çabasını yansıtsa da, yerel Dürzi liderlerin çoğu Suriye’nin toprak bütünlüğüne bağlılıklarını ifade ederek bu girişimlere karşı çıkmaktadır.

İsrail’in Suriye’deki politikaları, bölgesel istikrarsızlığı artırmakta ve Türkiye, İran gibi diğer aktörlerle gerilimleri tırmandırmaktadır. Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı ve Ahmet eş Şara yönetimini destekleme politikası, İsrail’in Dürzi toplumu üzerinden yürüttüğü stratejilerle çarpışmaktadır. İsrail Suriye’de etkin bir rol alan Türkiye’nin varlığından rahatsızlık duymaktadır. Ayrıca Sünni lider Ahmet eş Şara’nın varlığı da İsrail’in politikalarına ters düşmektedir. Bu durum, Suriye’yi bölgesel bir nüfuz mücadelesinin merkezi haline getirmektedir. İsrail’in Golan Tepeleri’ni kontrol altında tutma ve Suriye’nin üniter yapısını zayıflatma çabaları, tarihsel olarak çeşitli dönemlerde uygulanan “böl, parçala ve yönet” politikalarına benzemektedir. Ancak, Dürzi toplumunun Suriye’ye bağlılık vurgusu ve bölgesel aktörlerin tepkileri, bu stratejinin uzun vadeli başarısını sınırlamaktadır.

Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma çabaları, uluslararası toplumun ve bölgesel aktörlerin ortak bir çözüm arayışına bağlıdır. Sonuç olarak, İsrail’in Suriye’deki Dürzi toplumu üzerinden yürüttüğü politikalar, bölgesel hegemonya arayışının bir yansıması olup, Suriye’nin istikrarını tehdit eden bir unsur olarak kalmaya devam etmektedir. Bu dinamikler, bölgesel barış ve istikrarın sağlanması için daha geniş bir diplomatik çaba gerektirmektedir. Aksi taktirde arkasına Amerika’yı almış eli kanlı İsrail’in Suriye’nin güneyinde önce özerk sonrasında da İsrail’e bağlı bir Dürzi Devleti kurma hayali devam edecektir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çerezler

Warning: Undefined variable $nonce in /home/res85730442/public_html/turkdigitals.net/home/dir/wp-content/themes/kanews/class/Util/Kai.php on line 223
KAI ile Haber Hakkında Sohbet